Tag: çevik

  • Boşluk

    Boşluk

    Yazılım ekiplerinde sık gördüğüm bir durum tıka basa doldurulmuş sprintler. Planlama esnasında tatiller, izinler çıkarılıyor, kalan sürenin her saniyesi planlanıyor. Hatta fazlası da alınıyor ki kimse boş oturmasın. Sonrası elindeki işi bitirmekten başka şey düşünecek vakti ve enerjisi kalmamış bir takım. Yamalarla zorla ayakta tutulan, her geçen gün daha kötüye giden sistemler. En ufak aksamada, öngörülmemiş bir durumda geciken, yarım kalan işler, tutulamamış sözler, hüzün ve acı.

    Halbuki hedefimiz sürdürebilir bir düzen[1] yakalamak olmalı. Yolumuz uzun, enerjimizi verimli kullanmalı ve paydaş beklentilerini iyi yönetebilmeliyiz. Bunun yolu da takımın hareket edebilmesi için alan bırakmaktan bilerek ve isteyerek boş zaman planlamaktan geçiyor. Bu zamanı:

    • Ani gelişen durumları yönetmek
    • Kod ve mimari kalitesini arttırmak
    • Yeni şeyler öğrenmek
    • Deneyler yapmak

    için kullanarak içinde bulunduğumuz girdaptan kurtulabilir ve huzurlu bir iş ortamına kavuşabiliriz. Bütün bunları yaparken de tutarlı çıktılar üreterek paydaşlarımızın bize güvendiği bir ortamın tadını çıkarabiliriz.

  • Adaptasyon mu? Öngörülebilirlik mi?

    Adaptasyon mu? Öngörülebilirlik mi?

    Çevikliğin önemli bileşenlerinden biri olarak değişikliğe uyum sağlama yeteneği sıralanır. Bu faydayı elde edebilmek için önceden bütün detayları netleştirmiyor, taahhütte bulunmuyor, büyük kararları doğru anda verilmek üzere öteliyor ve böylece seçeneklerimizi açık tutuyoruz. Bu yaklaşım, esneklik kazandırırken öngörülebilirlikten ödün vermemiz anlamına geliyor [1]

    Peki içinde bulunduğumuz organizasyon öngörülebilirlikten ödün vermeye hazır mı? Bugüne kadar çok kez aksine şahit oldum. Çoğu zaman yöneticiler öngörülebilirlik bekliyor, yıllık planlar, çeyrek planları yapılıyor. Yazılım ekiplerinin detayları netleşmemiş isterlere tahmin yapması ve taahhüt vermesi isteniyor. Bu planlar üzerinden oluşan baskılar fazla mesaileri rutin hale getiriyor. Sonrası malum.

    Burada yapılması gereken “Altı kaval üstü şişhane” organizasyonun çeviklik anlayışlarını ortak bir paydada buluşturmak. Yeteri kadar adaptasyon yeteri kadar öngörülebilirlik sağlamak.

    Demedi demeyin bu zor ve zaman alacak!

  • Kaikaku

    Kaikaku

    Kaizen’i uzun zamandır biliyordum. Sürekli iyileştirme anlamına gelen Japonca kökenli bir kelime. Mevcut durumu küçük kademeli değişikliklerle daha iyiye götürme halini ifade ediyor.

    Peki küçük kademeli değişiklikler yaparak yepyeni bir duruma geçilebilir mi? Kişisel tecrübem bunun pek mümkün olmadığı yönünde. Büyük ölçekli, yıkıcı sayılabilecek değişiklikler gerektiğini gördüm hep.

    Meğer bunun için de bir kavram var imiş – Kaikaku. Radikal, köklü değişim anlamına gelen yine Japonca kökenli bir kavram.